Tasarımın Hükümsüzlüğü | Bilirkişi Raporları Arasında Çelişki

11. Hukuk Dairesi         2013/16703 E.  ,  2014/3249 K.
“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : İSTANBUL 3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/03/2011
NUMARASI : 2009/153-2011/61

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/03/2011 tarih ve 2009/153-2011/61 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl ve birleşen davalarda davacı/karşı davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21/02/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan asıl ve birleşen davalarda davacı/karşı davalı vekili Av. A.. Ç.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleşen davada, müvekkilinin “M12L” tabir edilen alev bölümü özel biçimlendirilmiş kullanılıp atılan çakmak için 4355 nolu tasarım tescili belgesi sahibi olduğunu, davalıların “UN/LITE” markası ile ithal ettikleri ve pazarladıkları çakmakların dizayn, renk, şekil ve ebat olarak müvekkilinin tescilli tasarımına konu çakmakların birebir taklidi olduğunu, davalıların eylemlerinin 554 sayılı KHK hükümlerine aykırı ve tasarım hakkına tecavüz niteliğinde olduğunu ileri sürerek, haksız rekabetin ve tasarım hakkına tecavüzün tespitine, men’ine taklit çakmakların toplatılıp imhasına, asıl ve birleşen davalarda ayrı ayrı olmak üzere 10.000 TL manevi tazminatın tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı M. Spot Gıda Tur. Nak. Ve Dış. Tic. Ltd. Şti. vekili, davacının tasarımının yeni olmadığını savunarak, asıl davanın reddi ile karşı dava olarak davacının tasarımının yenilik niteliği taşımadığından tasarımın tescilinin hükümsüzlüğüne ve 100.000 TL manevi, 20.000 TL maddi tazminata karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada, davalı M. İç ve Dış Ticaret A.Ş. vekili, davacının tasarımının yeni ve özgün nitelik taşımadığını, zira anılan modelin çakmak üreticileri tarafından 30 yılı aşkın süredir kullanıldığını ve anonim hale geldiğini, müvekkilinin ithal ettiği ve dava konusu edilen çakmakların da dava dışı Unilight B.V tarafından Avrupa pazarına 12 yıl önce sunulduğunu, Avrupa Çakmak İthalatçıları Birliği’nin 06.06.2005 tarihli yazısına göre de “M3L” tabir edilen çakmakların değişik marka altında üretildiği ve 1980’den bu yana anılan çakmaklar için tasarım tescil başvurusunda bulunulmadığını savunarak, asıl davanın reddini istemiş, karşı davada ise davacının tasarım tescil belgesinin hükümsüzlüğü ile davacının harcıalem tasarıma dayalı olarak haksız şekilde davalı aleyhine giriştiği işlemler nedeniyle ticari itibarının zedelendiğini ileri sürerek 100.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı adına 1998 yılında tescili yapılan tasarımın çok küçük farklılıklarla dava dışı üçüncü firmalarca 1986 yılında kamuya sunulduğu, 1980 yılından bu yana kamuya malolmuş olan M3L tip vetasarıma konu Avrupa Çakmak İthalatçıları Birliği’nin yazısında bildirilen Orflam marka çakmaklar ile davacının Tokai markalı çakmaklarının benzer tasarımlar olduğu, ürünün başlık ve gövde kısmı bir bütün olarak tasarlanan bu çakmağın daha önce dünyada kamuya sunulan çakmakla ayniyet derecesinde benzeştiği, davacı karşı davalının çakmak üreticisi olarak dünya sektöründe çok güçlü olduğu ve öncekitasarımların kamuya sunulduğundan haberdar olmadığı yolunda savunma yapamıyacağı, yenilik özelliğini taşımadığından tasarımın hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu, davacının tasarımın tescilli olduğu dönemdeki kullanımı için tazminat ile sorumlu olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine, asıl davadaki karşı davanın kısmen kabulü ile davacı adına tescilli tasarımın hükümsüzlüğüne, tazminat isteminin reddine, birleşen davadaki karşı dava yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davalarda davacı-karşı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl ve birleşen davalar haksız rekabetin ve tescilli tasarıma tecavüzün tespiti, meni ve manevi tazminat istemlerine, karşılık davalar ise davacının dayandığı endüstriyel tasarım tescil belgesinin hükümsüzlüğü ve tazminat istemlerine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece davacının dayandığı tasarımın yenilik özelliğini taşımadığı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
1086 sayılı HUMK’nın 275. maddesi (HMK’nın 266. md.) uyarınca çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir. Aynı Kanun’un 286. maddesinde ise bilirkişinin oy ve görüşünün hakimi bağlamayacağı düzenlenmiştir. Ancak bu hüküm, hakimin bilirkişi raporunu serbestçe takdir edeceği, bilirkişi raporunu yeter derecede kanaat verici bulmazsa bilirkişiden ek rapor (HUMK’nın 283.md) alabileceği veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabileceği (HUMK’nın 284.md) şeklinde anlaşılmalıdır. Yoksa, çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde mahkemece bir kez bilirkişiye gittikten sonra bundan dönülerek, uyuşmazlığın çözümünün hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki ve mesleki bilgi ile çözümlenebileceği kabul edilemez. Aynı şekilde mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinin yetersiz olması ya da dosyadaki raporların çelişkili olması nedeniyle yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra daha önce yetersiz görülen bilirkişi raporuna dayalı olarak da hüküm tesis edilemez.
Somut olayda, mahkemece asıl dosyada alınan 07.03.2006 havale tarihli bilirkişi raporunda davacıya ait tasarımın yenilik ve ayırt edicilik unsurlarını taşıdığının, birleşen dosyada alınan 22.09.2006 tarihli bilirkişi raporunda ise aynı tasarımın bu özelliklere sahip olmadığının açıklandığı, bu durumda raporlar arasında çelişki doğduğu gerekçesiyle bu çelişkinin giderilmesi için yeni bir bilirkişi incelemesine karar verilmiştir. Mahkemeye ibraz edilen son raporda, davacıya ait tasarımın korunma koşullarının mevcut olduğu açıklanmış olmasına karşın mahkemece birleşen dosyada alınan rapora itibar edilerek davacı tasarımının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. Yukarıdaki paragrafta yapılan açıklamalar da gözetildiğinde mahkemece, dosyada mevcut iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için üçüncü bir bilirkişi raporu alındıktan sonra şayet bu rapordaki açıklama ve görüşler de yetersiz bulunduğu takdirde, gerektiğinde yeni bir bilirkişi raporu alınmaksızın ya da eksik görülen hususlarda bilirkişi heyetinden ek görüş istenmeksizin önceki rapora dayalı olarak hükümsüzlük kararı verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Ayrıca, birleşen davada davalı olan M. İç ve Dış. Tic. A.Ş’nin Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 14.02.2012 tarih, 2011/506 Esas sayılı ilamı ile iflasına karar verildiği dosyadaki icra müdürlüğü yazısından anlaşılmaktadır.
İİK’nın 194. maddesi uyarınca, iflasın açılması ile müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları, acele haller ve maddede yazılı olanlar haricinde durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından 10 gün sonra devam olunabilir. Bu hükmün amacı, iflasın açılması ile tasarruf yetkisi kısıtlanıp yerini iflas idaresi alan müflisin davacı veya davalı bulunduğu davaları devam ettirmekte fayda olup olmadığını tespiti noktasında iflas idaresine imkan sağlamaktır. İflas idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını tespit edebilmek için, ilk önce iflas organlarının teşekkül etmesi ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olması gerekir. İşte bu nedenle müflisin hukuk davalarının belli bir süre durması kabul edilmiştir. O halde, davalı şirket ile ilgili iflas davası dikkate alınıp, alacaklıların ikinci toplantısının yapılıp yapılmadığı araştırılıp, toplantının yapılmadığının belirlenmesi halinde bir ara karar ile davanın anılan maddede açıklandığı şekilde durmasına karar verilmesi ve şayet toplantının yapıldığı anlaşılmış ise iflas idaresi huzuruyla davaya devam edilerek sonuçlandırılması için kararın bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davalarda davalılar-karşı davacılardan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine, 21/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

* Lütfen yukarıda gördüğünüz denetim kodunu giriniz...