Hırsızlık Sigorta Poliçesi Hakem Kararı

13.04.2018 tarih ve K-2018/İHK-2548 Sayılı İtiraz Kararı (Hırsızlık)
1. BAŞVURUYA KONU UYUŞMAZLIK VE İTİRAZ HAKEM HEYETİNE
İNTİKALİ
1.1. Uyuşmazlık Konusu Olay
Karara bağlanmak üzere heyetimize tevdi edilmiş bulunan itiraza ilişkin uyuşmazlığın
konusu, başvuran XX ünvanlı işyerinde meydana geldiği beyan ve iddia edilen hırsızlık
zararının XX Yangın Ticari Maksimum Paket Sigorta Poliçesi kapsamında; hırsızlık
teminatı doğrultusunda tazmin edilmemesi nedeniyle 86.898 TL’nin davalı sigorta şirketi
tarafından ödenmesine ilişkin talebinin hakem heyeti tarafından reddi yönündeki
17.01.2018 tarih, K-2017/65364 sayılı karara karşı başvuran vekili tarafından yapılan
itirazın incelenmesinden ibarettir.
1.2. Dosyanın İtiraz Hakem Heyetine İntikal Etme Süreci
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ve 18.10.2013 tarihinde yürürlüğe giren Sigortacılıkta
Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 16/A maddesi
uyarınca Hakem Kararına karşı Komisyona yapılan itiraz başvurusu itiraz yetkilisi Nuray
DUYGULU tarafından incelenmiş olup; itiraz yetkilisi tarafından itiraz başvurusunun
yasal süresi içinde ve usulüne uygun olduğu tespit edilmiş olduğu anlaşılmakla, itiraza
konu dosya 5684 sayılı Kanunun 30.maddesinin 12.fıkrası gereğince esastan incelenmek
ve karara bağlanmak üzere 10/03/2018 tarihinde İtiraz Hakem Heyetimize intikal
ettirilmiştir.
2. SİGORTA HAKEM HEYETİNCE VERİLEN HÜKÜM
Sigorta Hakem Heyetince 17.01.2018 tarihinde “Başvurunun Reddine” karar verilmiştir.
3. TARAFIN/TARAFLARIN İTİRAZ GEREKÇELERİ VE TALEPLERİ
İtiraz eden başvuran vekili özetle, Genel Şartlarda seçenekli olarak koruma tedbirlerinin
alınabileceğinin öngörüldüğü, hepsinin aynı anda bulunmasının gerekmediği; davalı sigorta
şirketinin müvekkilini alınması gereken önlemler konusunda bilgilendirmediği ve müvekkilinin
ihmali varsa tazminat miktarına veya rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte olunduğu
kanaatine varılacak olursa ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılabileceğini iler sürerek
itirazlarının kabulü ile kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
4. UYUŞMAZLIĞA UYGULANACAK HÜKÜMLER
Uyuşmazlığın çözümünde 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, Türk Ticaret Kanunu, Borçlar
Kanunu genel hükümleri, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Karayolları Trafik Kanunu,
Karayolları Trafik Kanunu Yönetmeliği, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik,

Trafik Sigortası Genel Şartları, Sigorta Poliçesi Özel hükümleri ile Yargıtay kararları
dikkate alınmıştır.
5. DEĞERLENDİRME, GEREKÇELİ KARAR
5.1.Değerlendirme
Başvuran, “Poliçe kapsamı ticari işyerinde hırsızlık olmuştur. Uzun yıllardır standart
poliçelerle hırsızlık sigortası yapılmaktadır. Son poliçenin teklifi aşamasında acentemiz
XX Sigorta işyeri ile ilgili yazılı sorular iletmiş ve cevaplanmıştır. Ne geçmişteki
poliçede ne de son soru ve cevapta hırsızlık önlemleri diye bir konu olmamıştır.
Poliçenin ikinci sayfası genel şartlar klozu altında işyerinde kamera ve alarm olduğu
yazmaktadır. Bu özel durum bugüne kadar hiçbir poliçemizde karşılaşmadığımız bir
durumdur. Poliçe bedeli de aynıdır. Bu nedenle XX Sigorta Şirketi ödeme yapmayı
reddetmektedir. 86.898-TL ödeme yapılması” talebinde bulunmuştur.
XX Sigorta A.Ş vekili ” Hasar dosyasının açılmasını takiben görevlendirilen eksper XX
tarafından yapılan inceleme neticesinde, başvuru sahibine ait işyerinde meydana gelen
hasarın, poliçe özel şartları uyarınca teminat kapsamı dışında kaldığı anlaşılmış
olduğundan sigortalının hasar talebi karşılanamamıştır.
Başvuruya konu hırsızlık hadisesi, sigortalı işyerindeki 3 no’lu binanın demir doğrama
giriş kapı kilidinin ve 4 no’lu binanın demir doğrama giriş kapısı üzerindeki asma kilidin
sert bir cisim vasıtası ile zorlanarak kırılması sureti ile işyeri içerisine girilerek
gerçekleştirilmiştir. Müvekkil şirket tarafından hasar ekspertizi için görevlendirilen
eksper XX tarafından yapılan ekspertiz neticesi, riziko mahallinde, poliçede yazılı olan
güvenlik önlemlerinden hiçbirinin alınmamış olduğu tespit edilmiştir.
İşbu tespit doğrultusunda uyuşmazlık konusu poliçe değerlendirildiğinde meydana gelen
zararın poliçe teminat kapsamı dışında olduğu anlaşılmıştır. Zira poliçe üzerinde yer
alan “Hırsızlık Güvenlik Notu”nda” Hırsızlık teminatının geçerli olabilmesi zemin
ve/veya giriş katında bulunan risklerde asgari olarak aşağıdaki önlemlerin alınması
gerekmektedir:
Riziko adresinin faal olmadığı zamanlarda işyeri kapısının kilitli olması zorunludur.
Buna ilaveten, kepenk veya demir parmaklıklarla kapatılmış olması veya çalışır durumda
bir alarm sisteminin bulunması veya darbelere dayanıklı cam bulunması şarttır.
Darbelere dayanıklı camın tam temperli, laminasyonlu asgari 6+6 mm (toplam 12 mm )
kalınlığında olması gerekmektedir.
Han, Pasaj, Çarşı, Alışveriş Merkezlerinde bulunan risklerde ise; mesai saatleri dışında
ana kapıların kapalı olması ve bu merkezlerin güvenlik birimi tarafından mesai saatleri
dışında sürekli korunuyor olması şartı aranacaktır. Söz konusu işyerinin kapısının kilitli
olması dışında kepenk, demir parmaklık ve alarm şartı aranmayacaktır.

Yukarıda yazılı önlemlerle eğer belirtilmişse poliçede yazılı diğer güvenlik önlemlerinden
herhangi birinin bulunmaması halinde, sigortacının oluşabilecek zararlardan dolayı
sorumluluğu bulunmayacaktır.” notu bulunmaktadır.
Poliçenin 2. Sayfasında da diğer önlemler, Hırsızlık Önlemleri adı altında tek tek
sayılmıştır. Buna göre diğer güvenlik önlemler: alarm (harekete duy.ve ihbar özellikli),
kamera sistemleri olarak belirtilmiştir. Bu önlemlerden birinin olmaması halinde,
meydana gelen hasardan sigortacının sorumlu olmayacağı açıkça belirtilmiştir.
Sigortacının sorumluluğunun belirlenmesinde poliçede yer alan özel şartların göz
önünde bulundurulması gerektiği Yargıtay içtihatları ile de sabit olup, müvekkil sigorta
şirketinin hasar değerlendirmesinde bir yanlışlık bulunmamaktadır. Nitekim; Yargıtay
11. Hukuk Dairesi’nin 4.3.2004 tarih, E. 2003/7916, K. 2004/2098 sayılı kararında,
“poliçedeki teminatların ev eşyası için verildiği ve meydana gelen hasarın poliçe ile
teminat altına alınan yıldırım rizikosu nedeniyle oluştuğu kabul edilerek, hasar bedeli
hesaplanmışsa da, poliçede yazılı % 5 oranındaki tenzili muafiyet uygulanmamıştır.
Davalı şirketin sigorta poliçesinden doğan sorumluluğu belirlenirken poliçede yazılı bu
özel şartın göz önüne alınmaması bozmayı gerekmiştir.” Yine Yargıtay 11. Hukuk
Dairesi’nin 2.2.2012 tarih, E. 2010/1802,K. 012/1208 sayılı kararında, “Taraflar
arasında akdedilen sigorta poliçesi incelendiğinde hırsızlık rizikosuna karşı verilen
sigorta teminatının geçerliliği bazı özel koşullara bağlanmış olup, poliçeye konulan bu
özel koşullar yasa ve genel şartların emredici hükümlerine aykırı olmamak şartıyla
geçerli bulunup, tarafları bağlayıcı niteliktedir.” denilmek suretiyle yukarıdaki
savunmalarımızı destekler şekilde hüküm kurulmuş olduğu görülmektedir.
Tüm bu tespitler ışığında, sigortalı işyerinde poliçe özel şartlarında belirlenen harekete
duyarlı ve ihbar özellikli alarm sistemi, kamera, gece bekçisi, kepenk,6+6 lamine cam
bulunmadığı (mevcut camların yalnızca aydınlatma amaçlı olduğu) şeklindeki
önlemlerinin alınmadığı sabit olup, başvuru sahibinin sigorta sözleşmesi özel şartları
uyarınca teminat kapsamında olmayan hadiseye ilişkin haksız ve mesnetsiz tazminat
talebinin reddi gerekmektedir.
Başvuru dilekçesinde, hırsızlık önlemlerine ilişkin hiç soru sorulmadığı, bu konunun
gündeme gelmediği belirtilmekte ise de, poliçe düzenlendikten sonra sigortalıya teslim
edilmiştir.
TTK’nın Aydınlatma Yükümlülüğü başlıklı 1423. maddesinin 2.. fıkrası “aydınlatma
açıklamasının verilmemesi halinde , sigorta ettiren sözleşmenin yapılmasına on dört gün
içinde itiraz etmemişse, sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış olur..” şeklindedir.
Sigorta ettiren başvuru sahibinin, yasada öngörülen süre içinde poliçe içeriğine
herhangi bir itirazı bulunmadığından, bilgilendirme formu bulunmasa dahi, sigortalının
poliçede yazılı olan özel şartlardan haberdar olduğu ve muvafakatinin bulunduğu açıkça
ortadadır. Sigortalının poliçesini aldıktan sonra imzaladığı sözleşmeyi okumamış
olmasının sonuçlarını müvekkil şirkete yüklemeye çalışması dürüstlük kuralına ve
hakkaniyete aykırı bir durum oluşturmaktadır. Bu sebeple sigortalının poliçe kapsamı
hakkında bilgilendirilmediği yönündeki iddialarının da bir geçerliliği bulunmamaktadır.
Talep Edilen Tazminat Miktarına İlişkin Olarak: Meydana gelen hasarın poliçe teminat
kapsamı dışında olduğu yönündeki tüm itirazlarımız saklı kalmak kaydı ile, talep edilen
tazminat miktarına da itiraz ettiğimizi beyan ederiz. Şöyle ki; başvuru sahibi tarafından
meydana gelen zararın 86.898,00TL olduğu belirtilerek, bu bedelin tahsili talep
edilmiştir. Dilekçemiz ekinde sunulan eksper raporunda da görüleceği üzere, sigortalının
talep ettiği ancak karakol ifade tutanaklarında yer almayan bazı demirbaşlar tazminat
hesabına dahil edilmemiş, ayrıca demirbaşlarda amortisman indirimi yapılmıştır.
Netice olarak tazminat miktarı 53.186,00 TL olarak tespit edilmiştir. Bu sebeple fazlaya
ilişkin taleplerin de reddine karar verilmesini talep etmekteyiz.
Yukarda arz ve izah edilen nedenlerle; başvuru sahibinin talebinin, poliçe özel şartları
gereğince teminat kapsamı dışında olması sebebi ile reddine, yargılama giderleri ve
vekalet ücretinin başvuran üzerinde bırakılmasına karar verilmesini” savunmuştur.
Sigorta Hakem Heyeti tarafından, “Başvurunun Reddine” hükmedilmiştir.
Başvuran vekili tarafından, yukarıda yazılı gerekçelerle hakem heyeti kararına itiraz
edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, 2017 Haziran ayında başvuranın işyerinde gerçekleşen
ticari işyeri hırsızlığı hadisesinden dolayı davalı sigorta şirketinden talep edilen 86.898
TL tazminattan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Başvuranın taraflar arasında düzenlenen yükümlülüklere uyduğu ve davalı sigorta
şirketinin poliçede yer alan sözleşme hükümleri hakkında yeterince kendini
aydınlatmadığı yönündeki itirazları ile ilgili olarak, her iki tarafın hak ve borçları
kapsamında değerlendirme yapmak gerekmektedir. Uyuşmazlığa neden olay, “XX Polis
Merkezi’nce tanzim olunan Hırsızlık Olayı Müracaat Ve Görgü Tespit Tutanağı ”
anlaşıldığı üzere başvuru sahibine ait işyerinde işletme giriş kapısı asma kilidinin
kırılması suretiyle gerçekleştirilmiştir. Taraflar arasındaki düzenlenen sigorta poliçesi
hükümlerine bakıldığında “poliçede belirlenen sigortalı yerde hırsızlık veya hırsızlığa
teşebbüsün;
a) kırma, delme, yıkma, devirme ve zorlamayla girilerek,
b) araç, gereç veya bedeni çeviklik sayesinde tırmanma veya aşma suretiyle girilerek,
c) Kaybolan, çalınan veya haksız yere elde edilen asıl anahtarla veya anahtar uydurarak
veya başka aletler veya şifre yardımıyla kilit açma suretiyle girilerek,
d) Sigortalı yerlere gizlice girip saklanarak veya kapanarak,
e) Öldürme, yaralama, zor ve şiddet kullanma veya tehditle, yapılması halinde sigortalı
kıymetlerde doğrudan meydana gelen maddi kayıp ve zararlar” teminat altına alınmıştır.
Aşırma ve kaybolmaların teminat kapsamı dışında olduğu belirtilerek, Hırsızlık Sigortası
Genel Şartları “A.4. Ek Sözleşme ile Teminat Kapsamına Dahil Edilebilecek Haller”
başlığının 4.6 maddesi kapsamında “Kıyafet değiştirerek veya salahiyetli olmaksızın sıfat
takınarak yapılan hırsızlıklar” teminat kapsamına dahil edilmiştir.
Olayın meydana gelişi açısından hırsızlığın işletme kapısının asma kilidinin kırılması
sonucunda oluştuğu düşünüldüğünde bu hırsızlık eyleminin sigorta poliçesinin sağladığı
sigorta himayesi kapsamında olduğu düşünülebilir. Ancak taraflar arasında düzenlenen
Yangın Ticari Maksimum Paket Sigorta Poliçesi’nde yer alan “Hırsızlık Güvenlik Notu”
Hırsızlık teminatı için “zemin ve/veya giriş katında bulunan risklerde asgari olarak
aşağıdaki önlemlerin alınması gerekmektedir: Riziko adresinin faal olmadığı zamanlarda
işyeri kapısının kilitli olması zorunludur. Buna ilaveten, kepenk veya demir, parmaklıkla
da kapatılmış olması veya çalışır durumda bir alarm sisteminin bulunması veya
darbelere dayanıklı cam bulunması şarttır. Darbelere dayanıklı camın tam temperli,
laminasyonlu asgari 6+6 mm (toplam 12 mm ) kalınlığında olması gerekmektedir. Han,
Pasaj, Çarşı, Alışveriş Merkezlerinde bulunan risklerde ise; mesai saatleri dışında ana
kapısının kapalı olması ve bu merkezlerin güvenlik birimi tarafından mesai saatleri
dışında sürekli korunuyor olması şartı aranacaktır, söz konusu işyerinin kapısının kilitli
olması dışında kepenk, demir parmaklık ve alarm şartı aranmayacaktır. Yukarıda yazılı
önlemlerle eğer belirtilmişse poliçede yazılı diğer güvenlik önlemlerinden herhangi
bilinin bulunmaması halinde, sigortacının oluşabileceği zararlardan dolayı sorumluluğu
bulunmayacaktır.” hükümleri öngörmüştür. Öngörülen bu hükümler neticesinde
maddede yer alan koruma önlemleri alınmadığı takdirde sigortacının sorumluluğunun
olmayacağı belirtilmiştir. Dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ışığında başvuran sigorta
ettirenin/sigortalının işyerinde belirtilen koruma önlemlerini aldığına dair herhangi bir
belge sunulmamıştır.
Başvuranın poliçedeki hükümler hakkında davalı sigorta şirketi tarafından yeterince
bilgilendirmediği yönündeki iddialarla ilgili olarak, 6102 sayılı TTK hükümlerine göre,
sigorta sözleşmesi hiçbir şekle tabi tutulmamıştır. Sigorta ilişkisinin doğması için
sigortacı ile sigorta ettirenin sözleşmenin zorunlu unsurları üzerinde yazılı veya sözlü
olarak anlaşmaları yeterlidir. Bütün sözleşmeler gibi sigorta sözleşmeleri de iki tarafın
karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla oluşur. Sigorta poliçesi taraflar arasında
bir sigorta sözleşmesinin bulunduğu ispata yarar. Poliçenin bulunmadığı hallerde ise
6100 sayılı HMK’nın 200.maddesi hükmüne göre ticari defterler tarafların beyanları vs.
gibi delillerden yararlanılarak sözleşmenin varlığı ispat edilebilir.
6102 sayılı TTK’nun 1423.maddesinde “sigortacı ile acentesinin, sigorta sözleşmesinin
kurulmasından önce gerekli inceleme süresi de tanınmak şartıyla kurulacak sigorta
sözleşmesine ilişkin tüm bilgileri, sigortalının haklarını, sigortalının özel olarak dikkat
etmesi gereken hükümleri, gelişmelere bağlı bildirim yükümlülüklerini sigorta ettirene
yazılı olarak bildireceği düzenlenmiştir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 11/3.maddesinde “sigorta şirketleri ve sigorta
acenteleri tarafından gerek sözleşmenin kurulması, gerekse sözleşmenin devamı sırasında
sigorta ettiren, lehtar ve sigortalıya yapılacak bilgilendirmeye ilişkin hususların
yönetmelikte düzenleneceği” öngörülmüş, anılan Yasa hükmüne dayanılarak Hazine
müsteşarlığınca çıkarılan ve 28.10.2007 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Sigorta
Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmeliğin 5.maddesinde “sigortacının
bilgilendirme yükümlüğünün sigortacı tarafından sigorta ettirene ve sigorta sözleşmesine,
taraf olmak isteyen kişilere karşı sözlü ve yazılı şekilde yerine getirileceği,
bilgilendirmenin yazılı yapılmasının esas olduğu, sigortacının asgari bilgilendirmenin
yapıldığını ispatla yükümlü bulunduğu, bilgilendirme yükümlülüğünün sigorta
sözleşmesinin kurulmasından önce başlayacağı ve sözleşmenin geçerli olduğu süre içinde
de devam edeceği, sigortacının dürüstlük ilkeleri çerçevesinde davranmak, sigorta ettireni
yanıltıcı her türlü hal ve davranıştan kaçınmak sorunda bulunduğu” belirtilmiştir.
Sigortacının aydınlatma yükümlülüğünü düzenleyen yasal mevzuat amaç olarak birbirine
paralel olmakla birlikte uygulanacak hükümler kapsamında birbirinden farklılık arz
etmektedir. Şöyle ki TTK m. 1423 göre poliçedeki şartlara sözleşme yapıldıktan sonra 14
gün içerisinde itiraz edilmemiş ise sözleşme poliçedeki hükümler çerçevesinde kurulmuş
olacaktır. Başka bir deyişle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1423. maddesinde
sigortacının aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği takdirde sigorta ettirene
sigorta sözleşmesi yapılmasından itibaren 14 gün içinde itiraz edebileceği öngörülmüştür.
Bu süre içerisinde itiraz edilmemiş ise sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış olur.
Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmeliğin 7.maddesinde sigortacının
aydınlatma yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmediği takdirde uygulanacak yaptırım
konusunda TTK’dan farklı bir durum öngörmüştür. İlgili maddede “Sigorta
sözleşmesinin müzakeresi, kurulması ve devamı sırasında, bilgilendirme yükümlülüğü
gereği gibi yerine getirilmemiş veya sigortacı hakkında yanıltıcı bilgi verilmiş ya da bu
Yönetmeliğin 8 inci maddesinde düzenlenen Bilgilendirme Formu gereği gibi teslim
edilmemiş yahut Bilgilendirme Formunda yer alan bilgiler gerçeğe aykırı şekilde
düzenlenmiş ve bu hâllerden herhangi biri sigorta ettirenin kararına etkili olmuş ise,
sigorta ettiren sigorta sözleşmesini feshedebileceği gibi, varsa uğradığı zararın
tazminini de talep edebilir.” denilmektedir.
Her iki yasal düzenleme göz önüne alındığında normlar hiyerarşisinde kanunlar daha
üstün olduğundan Türk Ticaret Kanunu md. 1423 hükmü uygulama alanı bulacaktır.
Nitekim birçok Yargıtay kararında yeni Türk Ticaret Kanunu yürürlüğe girmesinden
sonra bu yönde kararlar vermiştir: “6102 Sayılı TTK’nın 1423/1. maddesinde ” Yukarıda
da ifade olunduğu üzere mahkeme, davalı sigortacının aydınlatma yükümlülüğüne aykırı
davrandığı gerekçesiyle davacının davalıdan poliçe kapsamında hasar talebinde
bulunabileceğine hükmetmiştir. Bu durumda,
davalı sigortacının aydınlatma yükümlülüğünün kapsamı, bu yükümlülüğe
uyulmamasının sonuçları hakkında hangi kanun hükümlerinin uygulanacağı önem
kazanmaktadır. Uyuşmazlık konusu hasarın doğum ve dava tarihi itibariyle yürürlükte
bulunan 6102 Sayılı TTK’nın 1423/1-2 maddelerine göre aydınlatma yükümlülüğünün
hüküm ve sonuçlarının değerlendirilmesi gerekmektedir. 6102 Sayılı TTK’nın 1423/2
maddesinde, aydınlatma açıklamasının yapılmaması halinde, sigortalının 14 gün içinde
poliçeye itiraz etmesi gerektiği, anılan sürede itiraz edilmemesi halinde poliçenin yazılı
şartlarla geçerli olacağının benimsendiği; yukarda ifade olunan nedenlerle, davaya konu
hasarın taraflar arasındaki kasko poliçesi ile verilen ek teminatın kapsamına girecek
şekilde gerçekleşmediği; davacının anahtar kullanılarak araç çalınması klozunun
kapsam ve şartlarına poliçe tanziminden sonraki 14 gün içinde itiraz ettiğine dair iddia
ve delil de getirmediği gözetildiğinde, davacının hasar talebinin reddi gerekirken; yazılı
olduğu biçimde davacı lehine tazminata hükmolunması doğru görülmemiştir. Dosyaya
bu süre içerisinde itiraz edildiğine dair herhangi bir belge bulunamamıştır.” (17. Hukuk
Dairesi E. 2015/10782 K. 2016/1632 T. 15.2.2016)
“Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, … şirketinin bir
tazmin sorumluluğunun olmadığı, ancak … şirketince gönderilen bilgilendirme formunda
davacının imzasının bulunmadığı anlaşılmış olup, 28/10/2007 tarihli 26684 Sayılı Resmi
Gazetede yayımlanan … Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmeliğin 7.
Maddesinin ihlali durumunun takdir ve değerlendirilmesinin mahkemeye ait olduğu ve
her ne kadar davalı … şirketinin oluşan zarar dolayısı ile
tazmin yükümlülüğü bulunmuyor ise de davalı … şirketinin … sözleşmesinin düzenlenmesi
vd. sırasında davacıya bilgilendirme formu imzalatmayarak “… Sözleşmelerinde
Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik” gereğince bilgilendirme yükümlülüğünü ihlal ettiği,
gerekçesi ile davacının zararının tahsiline karar verilmiştir. Mahkemece dosya arasında
bulunan maddi ve hukuksal olgulara göre mahkemece varılan sonuçta doğru değildir.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1423.
maddesi “sigortacı, … sözleşmesine dair tüm bilgileri, sigortalının haklarını, sigortalının
özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri, gelişmelere bağlı bildirim
yükümlülüklerinden oluşan aydınlatma yükümlülüğünü sigortalıya karşı yerine getirmese
dahi sigortalı, sözleşmenin yapılmasına 14 gün içinde itiraz etmemiş ise sözleşme
poliçede yazılı şartlar ve poliçenin ayrılmaz bir parçası olan genel şartlar kapsamında
yapılmış olur.” hükmünü öngörmektedir. Somut olayda davacı sigortalı ile davalı …
şirketi arasında 25.08.2012-2013 tarihlerini kapsayacak şekilde 6102 Sayılı TTK.
yürürlüğe girdiği tarihten sonra düzenlenmiştir. 14 günlük süre içinde itiraz edilmediği
anlaşılmakla poliçe ve eki olan genel şartların aynen geçerli olduğu kabul edilerek,
davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru olmamış, bozmayı
gerektirmiştir.” (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E. 2016/16351 K. 2017/8265 T. 27.9.2017)
Yukarıdaki ilgili kararlar göz önüne alındığında Türk Ticaret Kanununda yer alan hüküm
doğrudan uygulanması söz konusudur. Başka bir deyişle, sigorta sözleşmesinin
yapılmasından 14 gün içerisinde itiraz edilmemesi halinde poliçede yer alan şartlar
geçerli olacaktır. Poliçedeki şartlar uyarınca uyuşmazlığa konu olan güvenlik
önlemlerinin alınmaması gerçekleşen rizikonun sigorta teminatının dışında kalması
sonucunu doğuracaktır. Bu açıdan değerlendirildiğinde başvuranın itirazlarının yerinde
olmadığı kanaatine varılmıştır.
Gerçekleşen olayın sigorta teminatının dışında kaldığından dolayı bilirkişinin yapmış
olduğu hesaplama yöntemi hakkında inceleme yapmaya gerek görülmemiştir.
5.2.Gerekçeli Karar
Yukarıda yapılan tespit ve değerlendirmeler çerçevesinde, açıklanan gerekçelerle,
Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının dosya içerisindeki bilgi ve belgeler kapsamında usul
ve kanuna uygun, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre
itiraz başvurusunda bulunan başvuran vekilinin itirazlarının reddi gerekmiştir.
6. SONUÇ
1. Başvuran vekilinin Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetinin
13.02.2017 tarih, K-2017/65364 sayılı kararına karşı yapmış olduğu itirazın REDDİNE,
itiraza konu kararın aynen İNFAZINA,
2. İtiraz başvuru ücreti 639,27 TL’nin itiraz eden başvuran üzerinde bırakılmasına,
3. Usulî işlemlerin tamamlanması için dosyanın Sigorta Tahkim Komisyonu’na
TEVDİİNE,
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30/12. maddesi gereğince kanun yolu açık olmak
üzere oybirliği ile karar verildi. 03.04.2018

Kaynak

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

* Lütfen yukarıda gördüğünüz denetim kodunu giriniz...