Arabuluculuk Nedir?

En kısa tanımıyla arabuluculuk, tarafların, bir veya daha fazla arabulucunun yardımı ile
bir anlaşmaya varmak için ihtilaflı meseleler üzerinde görüşme yaptıkları bir uyuşmazlık
çözüm sürecini ifade eder. Daha detaylı bir tanıma göre ise arabuluculuk, üçüncü
kişinin tarafları bir araya getirerek müzakere edebilmelerini sağladığı ve aralarındaki
iletişimi kolaylaştırdığı, çözüme ilişkin karar verme yetkisinin taraflarda kaldığı, sürece
ilişkin tavsiye veya karar verme yetkisinin ise üçüncü kişide olduğu bir yapılandırılmış
uyuşmazlık çözüm sürecidir. Arabuluculuk için en az iki tarafa ihtiyaç vardır; sürecin
arabuluculuk olarak nitelendirilebilmesi için ise bir üçüncü kişinin müdahalesi
gereklidir. Bu tarafsız üçüncü kişinin katılımı olmaksızın yapılan görüşmeler, bir diğer
alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olan müzakere olacaktır. Bu nedenle, arabuluculuk
yöntemine kolaylaştırılmış veya yardımlı müzakere de denilebilir. Arabuluculuk genel
anlamıyla, çatışmaların çözümü, yönetimi ve önlenmesi amacıyla kullanılan en etkili
yöntem olarak ele alınmakla birlikte, arabuluculuğun temel amacı, mahkemelerin
yoğunluğunu azaltmak değil, taraflar arasındaki iletişimsizliği arabuluculuk eğitimi
almış profesyoneller yardımıyla gidermektir.
Kanun, arabuluculuğu “sistematik yöntemler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde
bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirini anlamaları ve bu suretle
çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin
kurulmasını gerçekleştirilen, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir
üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyari olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemi”
olarak tanımlanmaktadır.
Arabuluculuğun temel özelliklerinden birisi, uyuşmazlığın menfaat temelli çözülmesidir.

Yani, uyuşmazlığın çözümünde taraf menfaatleri ön plana çıkmaktadır. Arabulucu
gerekli görürse sürecin sonunda çözüm önerisinde de bulunmak suretiyle uyuşmazlığın
çözümüne yardımcı olmaktadır. Üstelik taraflar, mevcut düzenleme ve usullere bağlı
kalmaksızın sadece kendilerine özel bir çözüm yolu geliştirebilmekte ve herkes için
oluşturulmuş kalıplar içinde kalmak zorunda olmamaktadırlar. Dolayısıyla arabulucu,
tarafların ihtiyaçlarını her vakaya özgü güç ilişkilerini dikkate alarak ve bu çerçevede
oluşan pratik ve stratejik ihtiyaçlarını değerlendirerek ele almalıdır.
Arabuluculukta iletişim ve tarafları doğru anlayabilmek, büyük önem arz eder.
Arabulucu, iletişim becerilerini kullanıp, genellikle sorular sormak yoluyla ve sürecin
sonunda çözüm önerisinde de bulunmak yoluyla tarafların kendilerini ifade etmelerine
ve uyuşmazlığı çözmelerine yardımcı olur. Aslında, tarafsız üçüncü kişinin sürece
katılımından beklenilen temel fayda da budur.
Arabuluculuğun diğer önemli bir özelliği, gönüllülüktür. Taraflar, arabuluculuğun dava
şartı olduğu haller hariç sürece başlayıp başlamama, başladığı süreci devam ettirip
ettirmeme ve sonuçlandırıp sonuçlandırmama konusunda serbest iradeye sahiptir.
Arabuluculuğun dava şartı olduğu hallerde, dava açmadan önce arabuluculuğa
başvurmak zorunludur. Ancak bu hallerde de arabuluculuğa devam etmek ve sürecin
sonunda anlaşıp anlaşmamak tarafların ihtiyarındadır. Bunlar dışında, arabuluculuğun
belki de en önemli özelliği, gizliliktir. Aksi kararlaştırılmadıkça, arabuluculuk faaliyeti
esnasında elde edilen bilgilerin karşı tarafla veya üçüncü kişilerle paylaşılması ve
arabuluculuk sürecinde hazırlanan belgeler ve süreçte yapılan açıklamaların
anlaşmaya varılamaması hâlinde yargısal yollarda delil olarak kullanılması mümkün
değildir.
Arabuluculuk iradi bir süreç olduğu için, aksine yasal düzenleme olmadıkça yani
arabuluculuk dava şartı olmadıkça taraflar, arabuluculuğa başvuru konusunda
zorlanamaz. Dolayısıyla, arabuluculuğun bir dava şartı olarak düzenlenmediği
durumlarda, gönüllülük ilkesi gereği tarafların bu konuda anlaşmış olmaları ve bir
sözleşme yapmaları gerekecektir. Bu sözleşme, bağımsız bir sözleşme şeklinde
düzenlenebileceği gibi esas sözleşmeye arabuluculuk şartı konması suretiyle de
yapılabilir.
Arabuluculuğa, uyuşmazlık dava aşamasına gelmeden önce veya davanın görülmesi
sırasında başvurulabilir.
Arabuluculuğun dava şartı olduğu hallerde davacının dava açabilmesi için arabuluculuk
yoluna başvurulması ve arabuluculuk faaliyetinin sonunda verilen ve anlaşmaya
varılamadığını gösteren son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir
örneğini dava dilekçesine eklemesi gerekir (HUAK madde 18/A/2). Bugün için bazı iş
uyuşmazlıkları ve ticari uyuşmazlıklar ile tüketici uyuşmazlıkları için arabuluculuğa
başvuru dava şartıdır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3/1’inci maddesine
göre bireysel ve toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile
işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi uyarınca, Türk Ticaret Kanunu’nun 4
üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar
paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce
arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline getirilmiştir. 6502 sayılı Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanun’un 73/A maddesi uyarınca, aynı maddede düzenlenen
istisnalar hariç, tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan
önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Başka konulara ilişkin
uyuşmazlıkların da dava şartı haline getirilmesi üzerinde çalışılmaktadır.

Kaynak: Temel Arabuluculuk Eğitimi Katılımcı Kitabı, 2021, Sayfa 28,29

Yorum yapın

* Lütfen yukarıda gördüğünüz denetim kodunu giriniz...